
London After Midnight’in Ekim ayında piyasaya çıkan dördüncü stüdyo albümü "Violent Acts Of Beauty", grubun 9 yıllık aradan sonra müzik dünyasına yeniden dönüşünü müjdeliyor. Bu albümde yer alan ‘Fear’ isimli parça 2005 yılında Saw II’nin soundtrack’inde kullanılmıştı. Aşağıda; kaydı bu sene tamamlanan son albümleri, Saw II için yapmış oldukları çalışma ve London After Midnight’in; Kirlian Camera, Dope Stars Inc. ve Lola Angst’le Ekim ve Kasım aylarında gerçekleştirmiş olduğu Avrupa turu hakkında, Sideline editörü ve grubun beyni Sean Brennan’nın yapmış olduğu röportaj yer alıyor.
SL. Son albümünüzden bu yana uzun zaman geçti. Dinleyicilerinizin beklentilerinin yüksek olduğunu tahmin ediyorum.
S. Evet. Her yeni LAM albümü için insanların beklentileri yüksek olmuştur. İşte bu yüzden ben; sound, alt yapı ve ekip olarak daha iyi bir albüm yayınlayabileceğim zamana dek beklerim. Beklemekten de memnunum. Bedeli beklemek bile olsa bir şeyleri doğru yapmayı tercih ederim çünkü. İstediğim mükemmelliğe ve derinliğe ulaşarak, müzik listelerinde değil insanların akıllarında kalıcı olmayı hedefliyorum. Fanlarım tarafından desteklendiğimde kim olduğumun daha çok bilincinde oluyorum.
SL. Fanlarınızın "Violent Acts of Beauty" albümünden beklentileri ne olmalı peki?
S. Teknik olarak çok daha iyi bir prodüksiyon bir kere. Bence “Violent Acts of Beauty” benim en iyi işim. Oldukça duygusal ve açık fikirli. Benim dünyamı yansıtıyor çünkü tamamen bana ait.
SL. Son albümünüzde soundunuzu koruduğunuzu düşünüyor musunuz yoksa geliştirmiş olduğunuzu söyleyebilir miyiz?
S. Bence müziğimin soundu tamamen “benim müziğim”in soundudur. Her LAM albümü birbirinden ufak da olsa farklılıklar taşır. Ve bu farklılıklar fanların isteklerine göre evrilir. “Violent Acts of Beauty”nin soundu hala LAM’a ait diyebiliriz.
SL. LAM, Saw II Soundtrack’te de yer aldı. Film hakkındaki düşünceleriniz nedir?
S. Saw serisini hiç izlemedim. Gerçek hayatta o kadar çok şiddet, öfke, yoksulluk, hastalık görüyorum ki korku filmi izlememe gerek kalmıyor. Üstelik korku filmleri gerçek hayatı yansıtmıyor bile. Çoğunun sadece para kazanmak için yapıldıklarını düşünüyorum. Hepsi bu. Ben belgesel filmleri daha çok seviyorum çünkü en azından gerçekleri yansıtıyorlar. Mesela Hubert Sauper’in "Darwin's Nightmare"i gibi.
SL. ‘America's a Fucking Disease’ parçasının introsu gerçekten ilginç. Bu bir sample mi? Nasıl yapıldı?
S. O gerçek bir flüt sesi. Acid jazz flüt. Gil Scott Heron'un ünlü şarkısı ‘The Revolution Will Not Be Televised’dekinin bir benzeri. Bu şarkı 1960’lar ve 70’lerde içinde acid jazz ve rock öğeleri yer alan protest şarkılar dikkate alınarak yapıldı. Biraz da Gil Scott Heron'un şarkısına saygı niteliğinde oldu.
SL. Bu şarkının sözleri hakkında da yorum yapar mısınız?
S. Şarkı Amerika’da sadece clublarda takılan, alışveriş yapan ya da durmadan televizyon izleyen tepkisiz ve duyarsız insanlar hakkında. Örneğin Irak’ta milyonlarca insan öldü ama kimsenin umurunda değil. Ya da kimse gerçek olduğuna inanmıyor. Bu korkutucu çünkü Amerika gittikçe Nazi Almanya’sı gibi oluyor. Bu anlamda bana biraz da terörist diyebilirsiniz. Çünkü ben Amerika’nın hatalarını görüyor ve düzeltmeye çalışıyorum. Fakat Amerika’nın bu yaptıkları hiç de yeni değil aslında. Ve tüm bunlar sadece Amerika’ya da has değil. Militarist güçler hükümetlerimizi yönetiyor. Hükümetler asıl yapmaları gereken şeyi yani insanlık için en iyisini yapmıyorlar.
SL. İnternette aktif bir şekilde yer alıyorsunuz. Özellikle Myspace’de. Sizce internet bu anlamda hayranlarınıza ulaşmanız için iyi bir araç mı?
S. Evet, çünkü artık bu tarz siteler hayranlara ulaşmak için en etkili yol. Aslında her şeyin homojen hale gelmesi kötü ama örneğin Myspace’de LAM sayfası bir topluluk sayfası olduğu için grubun hayranları birbirleriyle kaynaşabiliyor. Fakat Myspace en nihayetinde televizyon reklamları gibi. Anlam yok sadece imajlar var. Bu boş ve biraz da üzücü.
SL. Bu albümün çıkmasının ardından planlarınız nelerdir? Sanırım sırada bir turne var? Hiç gitmeyip de özellikle gitmek istediğiniz ülkeler var mı?
S. Umarım Avrupa turunu tamamladıktan sonra, bir dahaki turda, içinde Rusya’nın da olduğu çevre ülkelerde çalma fırsatını yakalarız.
SL. Teşekkürler.
Kaynak: www.side-line.com'dan kısaltılmıştır.
Etiketler: Röportajlar